uluyarak ağlayan çocuklar aya bakarak gün vakti acıları büyük... yine de uğursuzluk getirirler diye ne çok vuruldular kalplerinin orta yerindeki annelerinden annelerinin sopsoldaki memelerinden velhasıl yasa uygulanırken öç gibi henüz bebek gibi bakmayı...
fısıldadı kadın adamın kulağına “korkuyorum” adam gözündeki yaşı silip kadının ki adam her adam gibi şayirdir aslında gözü kulağı olmayan okşayıp çaktırmadan fermuarını “korkma...” dedi yağmur dindi pencereler hep kapalıydı perdeler çekik ve...
pazartesi urfalı seyyar ibrahim bırakmış dürbün işini okuma gözlüğü satıyor ileriyi görmek bilgi ister umutsuz çırpınış bu da ibrahim'in işi salı tanrım ailece uyurken kaldırımda ne çok benziyoruz hayvanlara nasıl güzel görünüyoruz kirli ama masum tıpkı hiç kimseyi...
"ah sevgilim ne acıklı di'mi sandığında hüzün taşıyor olmalı" sandık pazar arabasına çaputla monte kalabalığa sürüklenir icat edilmemiş tekerleklerin üzerinde bir insan kaç kez görmezden gelinir bir günde hele kambursa hele yaşlıysa bir "hele" daha...
bir masal anlat ma sayıkla belki içinden ama hissedebileceğim şekilde misal; hani bir tokat atmıştın ya öldüresiye hani kardeşimi zehirlemeye çalıştım diye teorize et o osmanlıyı bana ben yine o gün ağladığım gibi ağlayacağım söz yanından akacak...
nicedir bir kadına inanıyorum varsa bir cennet sanırım o götürecek tanrı büyük ben küçük kainat ve milyar milyar yıl dağlar ve denizler yıldızlarla melekler atom, bir de çekirdeği hepsini ama hepsini... klara hitler'i...
belki gündüz belki gece orada bir yerde oyun oynuyor kavruk, saçları sert çocuklar biri naylon kamyonunu, biri bez bebeğini biri beş parmağını koyup öteki kalbini orada bir yerde kar yağıyor en...
bir elim tan öteki zifir kucağım tandan zifire yangın camdan dışarısı laylon top peşinde koşan alabrus piçler diyarı tek koşmayan o da camın beri yanı berber çırağı tüysüz daha yetim mi yetim eti...
tekila ve tuz gazozuna bozul, gerçek! bir turunç sarhoşluğu ciğerine çekeceğin gazozdan bir yalan balon balon ne diyordu saçları kıvırcık sarı kız on yüz bin yalancık yuttum yine de tez vakitte büyüdüm ...dek... ...
yanlış kaynamış kanatları altında kıvranan baktıkça kendine tavuk gören zavallı melek ki uçamayan meleklere “kadın” dendiğini çok duymuşluğum uçamadıklarından kadınlaştıklarına şehadetim çoktur * * * ağzımı açmıyorum...
Tavlanın kapısını ardına kadar açtım. İçeri güneşten önce girdim. Kapıda Terzi karşıladı. Karşılaştık. Serçe parmak ucundan bir iğne çıkardı. İçerinin havası genzimi yaktı. Saman...
öyle gürlüyordu ki gök san ki beni korkutacaktı en taştan adamlar sadece korkmaya tapardı siz onlardan olmayın diye bu şiir yazıldı öyle yağıyordu ki yağmur öyle şemsiyeler açmışlardı ki kullar kul kalıp tanrı...
ah balım zekeriya ölde yatı gözleri sıkı kenarlarındaki kırışığa bilmediğin bir hayat takılı buruş buruş ruhuna saplı son çektiği ağrı bir adam ölünce de mi acı çeker ah balım çeker vallahi ağrıyor...